30 10 2009

ben cok şanslı bir anneyim...


ben çok ama çok şanslı bir anneyim..beni idare eden iki melegim var ve tabii bu sabırlı hallerini meleklerimin genlerine tasıyan Vahap'ı gözardı etmemeliyim..

sinirli de olsam , huysuz da olsam, yalniz kalmaaak istiyoruuum diye haykırdıgımda bunu bir oyun sanıp,  anında gülerek yanımda  bitiveren iki harika cocugum var... 

geçtigimiz 6 ayım hic kolay gecmedi...pospartu muydu, hayat tarzımızın ani degisimi mi, dost bildigimiz herseyimizi actıgımız kisiler tarafından hancerlenmek mi, krizi bu kadar derinde hissetmek mi,  paradan nefret ettigimiz halde paranın tek konumuz olması mı, biz bunu hak etmek icin ne yaptık isyanları mı,  ya da ne kadar yalnız oldugumuzun yüzümüze vurulması mı... Belki hepsi belki bir kısmı belki de hicbiri...

bu 6 ayın kısa bir ozeti bunlar ilk akla gelen ve bu süre icinde her anı  yasamak zorunda bıraktıgım cocuklarım...onlar hep güleryüzle karşıladılar beni, gercek sevgiyi yasatarak ogrettiler, hayatta asıl önemli olanın da bundan ibaret oldugunu..gec ama sonunda gösterebildiler bana, tekrar söylüyorum: BEN ÇOK ŞANSLI BİR ANNEYİM..bunu sürekli canım cocuklarıma da söylüyorum, bu 6 ay boyunca hep söyledim..söyleyemediğim bir şey vardı: PEKİ YA ONLAR?? bunu kendime bile sormaya korktum, dünyaya iki harika cocuk getirip, sonrasında bencil içe kapanışlar, sinir ve ağlama krizleri geçirdim..hatta 2 sn sonra içim kan ağlasa da günah keçisi olarak onları secip, onlardan aldım öfkemi..aynaya baktığım anda kendimden nefret ettim her sn bu süre icinde...ben şansli bir anneyim ve COCUGUM, EŞİM, ABLAYIM, TORUNUM ve YEĞENİM...yanımda cocukarımlu birlikte ailem vardı...Annem, Vahap, Babam, Necdet, Nil, Teyzem ve Anneannem...onlar destek oldular bana, akıl, nasihat,sevgi ve dualarıyla..

Peki ya onlar? Onlar bu sürede hic sanslı degillerdi, iste söyleyemedigim sorunun cevabı...
bu süre icinde hicbir bloga bakmadım, okumak istemedim sanslı cocukların annelerini ve hikayelerini, kendi sayfamıza girmeye ise cok korktum.. Mart basında yazmısım son yazımı, ne cabuk tüketmisim o günleri...şimdi iki kardes tıpkı o zamanlarda oldugu gibi kaydedilecek neler yapıyor neler, bugün yeni bir baslangıc olacak bu sayfada...

gecen hafta söz vermiştim kendi kendime, güclü ve pozitif olma konusunda...zor ama güzelbir hafta geciverdi bile, bu hafta itibariyle de blog baslıyor yeniden...bugunkü yazı biraz itiraf yazısı oldu...Fakat sonraki yazılar yine iki kardeş başrollerde olaccak...

BEN ÇOK ŞANSLIYIM...ne yaşarsam ve yaşayacaksa yaşayayım BEN ÇOK ŞANSLIYIM, EN ŞANSLI ANNEYİM!!

01 03 2009

oturmaya alışıyoruz...


artık yatmaktan iyice bunalmış bir kızımız var..Hoş genelde yatmaktan çok kuacakta gezmeyi tercih ediyoruz doğduğumuzdan bu yana..O nedenle Zeynep'in oturması en çok da beni mutlu ediyor..Tavanları seyretmekten çok daha hareketli bir dünya var artık kızımızın vizöründe.. ilgili fotoğraf ise Dersu'nun doğumgünü partisinde çekildi, bizzat süper fotoğrafçı Nil tarafından tabi:), şaşkınlıkla kalabalığa bakıyoruz.......

23 02 2009

iyi ki doğdun Dersu!!


daha ilk kucağıma aldığım gün sanki dün gibi, canım oğlum halbuki dün tam 3 yaşında oldu! bebeğim, büyüdü, uyudu, kendince kurbağa gibi emekledi, güldü, kahkahalar attı, zıpladı , hopladı, yürüdü, konuştu, ilk cümlesi geçen sene "Anne, bak kar" oldu, geçen sene sonunda biraz erken büyüdü, abi oldu, Zeynep'in yakışıklı abisi:) , ve şimdi dolu dolu 3 yaşında oğlum..
Doğum günün kutlu olsuuun, iyi ki doğmuşssun, iyi ki bizimlesin:)
not: bu sene doğumgünü partilerimiz birden fazla oldu, ilk parti sevgili, Dersu'nun biricik Nil'i ve Necdet gayısının ev sahipliğindeydi:) Dedesinin dev araba pastası da tabi göz kamaştırıcı:)

09 02 2009

bu yazı Zeynep için:)


eski yazılarıma bir baktım da, Dersu'nun gündemi okul, oyunlar, etkinliklerle yoğun olduğu için yazılar da o tarafa gitmiş.. Ama bu süre içinde Zeynep büyüyor, gülüyor, sosyalleşiyor - hem de inanılmaz hızla, Zeynep'çe bol bol konuşuyor, kahkahalar atıyor, herşeyi agzıyla bir güzel keşfediyor, hatta biberonunu bile kendi tutuyor:))


Nasıl geçiyor günler hızla, 4 ayımızı geride bıraktık, 5.ayımızda da bir hafta bitti bile..artık pek bir problemi de kalmadı kızımın, ilk aylardaki o hain gaz kramplarından da kurtulduk çok şükür, şu aralar full enerji ile bize yetişmeye çalışıyor canım kızım.. Bu arada kendi odasına da taşındı, kelebekli, arılı, çiçekli odamızı çok ama çok sevdik.. Zeynep bir anlamda kriz bebeği olduğu için, odasındaki dekorasyonumuzda da yaratıcılığımızı kullanıyoruz, Derya Baykal'cılık oynuyoruz yani, eski köşe lambasını çiçeklerle süsleyerek çok ama çok özel bir ışık yaptık Zeynep'e örneğin..


İki kardeşin arası da çok iyi, Zeynep sürekli Dersu'yu takipte, ona baksın, onunla oynasın diye gözünün içine bakıyor..( İlk hafta yediği o kötü Osmanlı tokadı, sadece o günde kaldı, çok şükür ki kıskançlık saldırganlığını ilk hafta yenmeyi başardık, umarım tekrar ortaya çıkmaz! ) Sırf Dersu'yu takip edebilmek için arada zorlansa da yüzükoyun yatıyor, kafa havada abi takip ediliyor..


Hele bir de o birbirlerine gözlerinin içi gülerek bakmaları yok mu, o an içim aydınlanıyor onların göz parlaklarından, iyiki diyorum, iyiki gelmiş Zeynep de aramıza, iyiki bencillik yapmamışız, izin vermişiz aramıza katılmasına.. Çok gelgitli bir şekilde öğrendim Zeynep'i, işe girmeye hazırlanıyordum yeniden, hatta bir iş görüşmem olumlu sonuçlanmış, tekliflerini değerlendiriyordum, doktora gittiğimde aklımda aldırmak vardı o yüzden..Ama hiç tanımadığım, daha önce hiç gitmediğim o bayan doktor, kalp atışlarını dinletti hiçbirşey söylemeden bana, o kalp atışı hala kulaklarımda... Sonra rüyama girdi kızım, ultrasandon önce rüyasında gösterdi bana kendini, hem de nasıl bir rüya..Tüm aile birarada, fotoğraf çektiriyoruz ve Zeynep kucağımda.. Yüzüyle, gözleriyle aynı Zeynep hem de.. Doğumundan sonraki ilk aylarda da hep sorguladım, şimdi ne rahat olacaktık biz Dersu'yla, gezecek tozacaktık, o okul, ben işte olacaktım diye... Kesin anladı o zaman da kızım hissettiklerimi hatta..Ama bir gece sabaha karşı beslenme saatimizde birden gözgöze geldik ve gülerek baktı bana kızım.. hem de ne gülmek, bir de iç çekme yanında...o an gözyaşları içinde demiştim ona, ne güzel oldu, burdasın, bizimlesin diye...Aramıza iyiki geldin güzel kızım, çok teşekkürler...

2,5 saatlik tek başınalık


ne zamandır yazamıyorum, daha doğrusu bilgisayarı açıp da internete bile giremiyorum. Bilgisayarı açtığımda da Dersu direk yanımda biterek "oyun aç bana, gol oyunu" diye tutturuyor. Zeynep bu durumdan tabiki altta kalmıyor, o da tüm şirinlik ve güler yüzünü takınarak, "bilgisayar mı, yoksa benim tatlı, gülen suratım mı" sinyallerini gönderiyor telepati yoluyla.. Sonuç: İnternet yok, yazı yok, mailler birikmiş, haberler geçip gidiyor, gündem değişiyor!


Şu an nasıl mı yazıyorum, Dersu okulda, Zeynep evde, ben kendimi attım cafe'ye, kahvemi yudumlayarak bilgisayarıma bakıyorum.. 2,5 saat vaktim var, eskiden olsa ( cocuksuz günlerimde) nedir ki 2,5 saat derdim kesin, şu an bana ömür gibi geliyor:) Bu güzel es'ten sonra, önce Dersu sonra da Zeynep'in güzel yüzlerini görmeye de tabi can atıyorum:)

28 01 2009

bugün okullu olduuuk:)


Bugün okula başladık, daha doğrusu uzun okul adayları gezimiz bugün itibariyle sonuçlandı ve artık Dersu okullu oldu..


Resmi başlama tarihimiz pazartesi günü, bugün sadece Dersu'ya okulu gezdirmek için götürmüştüm ama bizimki sınıfın içine atladı birden..Onu dışarıda ekranlardan seyretmek gerçekten çok güzel, benim için bir o kadar bol gözyaşartıcıydı..Zeynep doğduğundan beri daha bir büyük&olgun görünen oğlum, bugün daha bir büyüdü..Nasıl da olgundu okula giderken, arabada ona okulu anlattığımda bir ciddiyetle dinledi. Okulun önüne arabayı parkettiğimizde ise, arabadan iner inmez öyle bir inceledi ki okulu, burası benim okulum diyerek:)) Bugünlük yemek yemeden geri döndük, ilk günden yemek yermisin diye zorlamak istemedim açıkçası, burada yemek de yenilebiliyor diye açıklama yaptım ama istemeyince de çok zorlamadım.. Bahçedeki parkta oynadık, tavşan ve tavuklara baktık, okulun dört bir tarafını resmen tavaf ettik ve çok mutluyum ki, beğendik:) Pazartesi bizim için güzel bir başlangıç olacak, doğum günümüzde de okuldayız bu sene, ne güzel:)
*fotogramız bugünden değil ama annenin favorilerinden, bugün fotoğraf çekemedik, anne heyecandan unutmuş:)

25 01 2009

Dersu'nun uyku arkadaşları


Dersu geçen hafta itibariyle tekrar yatağına geri döndü, hem de kendi isteğiyle - hoş istemeden birşey yaptırabilmek mümkün değil bu şekilde sancısız bir geçiş:))) Zeynep'in doğmasıyla birlikte bizim odamızın nüfusu birden 4 kişiye çıkmıştı, bu dönem içinde Dersu'yu zorlamamaya karar vermiştik biz de Vahap'la, Zeynep'in odasını hazırladığımızda hem Zeynep hem de Dersu odalarına geçeceklerdi. Ama Dersu da sanırım odanın hala hazır olmamasından bunaldı ki o odasına geri döndü:)

kalabalık uyumaya alışmış olacak ki, şu anki yatak arkadaşları:
* Barney
* Türkçe konuşan köpeğimiz ( aynı zamanda Dersu'nun suyunu tutmaktan s0rumlu)
* Kitaplar ( her gün değişiyor ama Pİnokyo, Cemre'nin Köpeği, Atakan Çok Şeker yiyor kitapları genelde hergün okunuyor)
* Yaklaşık 15-20 tane araba, hepsi yatağın kenarına bir otoparkmış gibi diziliyor!
* Yatağının hemen yanında komodinin üzerinde koskoca Korsan Seti kutusu..Elinde olsa yatağına koyacak ama neyse ki yatağının yanına koymaya ikna edebildim:)

ve beyefendi kitaplarının tamamını okuttuktan, üzerine masal dinledikten, sonra Baby Einstein müziklerini dinledikten, "hadi korsan seti, insaat seti oynayalım!" gibi isteklerden, hadi balıklara yemek verelim diye tutturmalardan sonra, şanslıysam uykuya dalıyor. Ben bu süreclerden sonra eger ayakta durabiliyorsam tekrar aşağıya inmek, en azından bir çay/kahve içeyim, Vahap'la sohbet edeyim bari diyerek merdivenlere yöneliyorum..amanın o da ne sıra Zeynep'e geldi şimdi de.. Hadi baştan alalım besleme, uyutma konusunu...Sonrası mı, ya uyuyakalan ya da yeeteeeerrr artık diye isyan edip, aşağıda sakin sakin TV seyreden Vahap'ın başının etini yiyen bir anne:)