27 Aralık 2008

AVM değil Çocuk Merkezi, Sirk degil Hayvanat Bahçesi istiyoruz!


belediye seçimleri yaklaşırken, adaylar, partilerarası çekişmeler,anketler, anket sonuçları, YSK, seçmen listeleri,doğalgaz sayaçları dijital mi analog mu tartışmaları gündemde... Oyumu kullanırken, tüm bu konuları tabiki gözden geçireceğim ama bir belediye başkanından duymak istediğim şu güzel haberler bulunuyor:

* AVM yerine çocuklara özel, onların ihtiyaçlarına göre şekillendirilmiş ve bunun için ilgili pedagog ve danışmanlarla birlikte çalışılmış özel alanların açılacak olması .. Doğayla barışık, yeşil, çocukların koşup oynayabileceği, mümkünse "jetonlu" oyuncakların hiç olmadığı özel bir yer. Söz veriyorum, böyle bir yer açılırsa, marka kampanyasında gönüllü olarak gece gündüz çalışırım. Slogan bile belli: Çocuklarınız AVM'de eğlenmez, sadece onlar için mikroplara davetiye çıkarırsınız. Alışveriş Merkezi yerine onlara özel bir yeri hakediyorlar!

* Sirk yerine hayvanat bahçesi.. Sirkleri hicbir zaman sevemedim, sanırım hayvanları gösteri malzemesi olarak görmek istemememden kaynaklanıyor bu.. Ateşten geçen aslanlar, kücücük bir sapkayla gösteri yapan filler bana hic cekici gelmedi..Hayvan dostları, bu tarz çadırlar yerine doğal ortamlarında çocuklarımla tanıştırmayı tercih ederim. Küçükken Atatürk Orman Çiftliği ve İstanbul'da Gülhane Parkı'na gitmiştik. Ayrıca Amerika'da DC'de National Zoo'yu görme fırsatım da olmuştu, gönüllü olarak çalıştığım ilkokulda organize ettiğimiz bir sınıf gezisinde.. Orada hayvan dostlar için doğal ortamlarını yaratma çabasına hayran olmuştum. Böyle bir yeri İstanbul da hakediyor, bizi bundan mahrum bırakmayın..

Seçimler öncesi adaylara bir ipucu olur umarım bu isteklerim:)

26 Aralık 2008

Edet'ler beni coook mutlu ediyor!!

Bu aralar Dersu, edet ( yani evet'leri) hayli kullanır oldu.. Yazdan bu yana, her sorum genelde "hayıııır" ile cevaplanırken, şu an bol bol evet duyuyor olmak beni inanılmaz mutlu ediyor..

Aslında zaten cok olumsuz bir çocuk değil, kendisine mantıklı bir açıklama yapıldığı zaman uzlaşırız Dersu ile. Bir de üzerine büyük bir ciddiyetle evet'lerini duydugum zaman daha da güçleniyorum olumlu anne olma konusunda:)

Dün yolda bol "edet"'li konuşmalarımızla evimize dönerken düşündüm de, bizim olumlu konuşmalarımız kimbilir çocuklarımızı ne kadar mutlu ediyordur. Birşey istediklerinde "şimdi olmaz, hayır, daha sonra" gibi karşılıkların yerini, evet diyemediğimiz zamanlarda bile "tamam, yemekten sonra yapalım tabiki!" gibi olumlu karşılıklarla değiştirmeli.
Bol "edet"li günler bizlerle olsun:)

ben abi oldum & little sister

abi, o gün dinlemek istedikleri CD'yi seciyor, little sister el ve kolları oynatmak icin biran önce müzigin konmasını bekliyor..sonrasında ise "elvis for babies" ile eglen&coş:)

25 Aralık 2008

Aramıza hosgeldin Zeynep balık:)







Dersu'nun gecen dogum gününde hediye ettiğimiz güzel bir akvaryumu var.. Kücük bir akvaryum ve iki balıktan olusan serüvenimiz, 10 ay icinde büyüdü büyüdü, su an dev bir akvaryum ve toplam 12 balıga sahibiz:)) Her sabah balıkların yemeklerini vermek de tabi Dersu'nun en sevdigi rutinlerden..Balıkları da zaten Dersu'yu görür görmez camın kenarına yapıstıkları icin Dersu'nun meshur " hadi, haddiiiiiiii, hadiiiiiiii"leri esliginde yemler akvaryumun icine atılır...

Aslında akvaryum ve güzel balıklarımız, bizim ailemizin de yansıması.. En büyük balık baba yani Vahap, turuncu balık anne yani Nalan, siyah cizgili balık da Dersu'dur.. Gectigimiz gün balıklarımızın ailesine yeni bir isim daha eklendi, bebik Zeynep:) Hem de en minik balıga Zeynep adı verildi abi tarafından:)) Dersu abinin güzel kardesi Zeynep Hanım da, dogumundan 3 ay sonra akvaryum ailemizde yerini aldı: Aramıza hoşgeldin Zeynep Balık:)










24 Aralık 2008

ANLAR

sonu bir tokat gibi suratınıza çarpıyor belki ama ne zaman çok bunalsam muhakkak Borges'in bu dizelerini tekrar tekrar okurum, yaşadığım her anın tadını çıkarabilmek için...

ANLAR
Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
ÖLÜYORUM...

yeni bir başlangıç


yazı yazmak benim icin hep zor bir sürec olmuştur, ben yazmaktan cok konusmayı tercih eden oldum hep: Kompozisyon derslerindense tahta önünde konuşmayı tercih ettim, günlük yazmayı hep istedim ama günlüklerim max bir ay sürdü, ya da uzun aylık aralıklarla yazdım hep, mektup arkadaşlarım da hic olmamıstı, hep telefon acmayı tercih ettim, SMS yerine yüklü telefon faturaları geldi ardından...
Ama birçok alışkanlığım gibi yazı konusuna bakış açımı da değiştirdi sevgili çocuklarım, sevgili iki kardeş:)
önceleri blog sayfalarına yorumlar yazmaya başladım, şimdi sıra kendi blog sayfama geldi, inanılmaz!! O yüzden burası, motivasyon kaynağım iki kardeş için hazırlanmış bir yer..