25 Mayıs 2010

Haftasonu gezmeleri : SİLE

bize bu kadar yakın olup da 3 senedir gitmedigimiz bir yerdi Sile..Pazar sabahı plansız kahvaltı gezmesine karar verdik, yola cıktık, her zaman yola cıktıgımızda saga donerdik, bu kez sola döndük ve Şile yolundayız...
yol boyunca gözlemeciler ve piknik yerleri karsılıyor sizi..özellikle bir yerde dev bir fil heykeli cıkıyor karsınıza..Ben ormandan gercekten cıkmıs bir fil sandım ; Dersu'yla uzun zaman nerden geldigini konustuk durduk..Sonra Dersu yol boyunca elektrik direklerine,  bulutlara, agaclara fil dedi durdu:)) Şile girişinde ise sizi büyük bir üniversite kampüsü karsılıyor: Işık Üniversitesi...sonrasında da betonlasma, arka planda ise agaclar / ormanlar..

en son Sile'ye gittigimde yol kenarlarında kücük Şile bezinden kıyafet satan dükkanlar vardı, hayal meyal aklımda kalanlar bunlardı...kücük ve sevimli bir ilce..su anda ise insaat reklamları yol kenarlarında kalmıs..

evet, kabul etmeliyim biraz hayalkırıklıgı oldu ama Ergüt ailesini mis gibi kokan deniz nasıl sevindirdi anlatamam!! haydi ben ve Vahap yengec, Dersu balık burcu..dolayısıyla su bizi cekiyor..ama bizim en kücük ergüt'ümüz Zeynep de denizci...Resmen icine cekti denizin kokusunu, elini  bırakmıs olsam zaten sadece kokusunu degil, icine dalacaktı denizin:)) bir kez daha karar verdik di, ne kadar ormanın icinde yesillerin arasında yasasak da, bize su lazım, deniz lazım...Denizin kokusunu icimize cekmek lazım...hatta bütün aile dag bayır demeden denizin basladıgı ucurumun kenarına gittigimizde ise keyfimize diyecek yoktu..önümüz ucsuz bucaksız deniz, arkamızda fenerin ihtisamlı görüntüsü..bizim resimleri su an yerlestiremiyorum ama gezgin sitesinden aldıgım görsel bizim arka manzaramızdı:))


20 Mayıs 2010

Türk Dil Kurumu'na öneriler:)

o kadar saf bir yürekleri var ki, bu dillerine ve kelimelerine de yansıyor..sanslıyım ki o yüreklerden ikisi benim yanımda atıyor:)) henüz Zeynep'in bizce kelimelerini tam anlamıyla duyamıyoruz agırlıklı olarak ver, gel gibi emir kipleri duyuluyor simdilik...bir de ezgili bir "Aluuuuu" su var telefon eline alınır alınmaz...tabi his kuskusuz ki "Anneeeeeeee" en sevdigi sözcük...

Dersuca kelimeler ise süper, türk dil kurumuna öneride bulunabilecegimiz kelimeler de var:) iste sadece ücü....

kemikli insan : iskelet demek..
ateşli su : lav ( özellikle bol yanardag görüntüleri sırasında cıktı bu...)
insan yolu: kaldırım

AN'lar


eski yazdıklarıma bakıyordum da, yeniden baslarken yine Borges gerekti yazmaya...:)

........

sonu bir tokat gibi suratınıza çarpıyor belki ama ne zaman çok bunalsam muhakkak Borges'in bu dizelerini tekrar tekrar okurum, yaşadığım her anın tadını çıkarabilmek için...

ANLAR
Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya,
İkincisinde, daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar,
Çok az şeyi
Ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim bir çok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar. Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan,
Gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum...
ÖLÜYORUM...

Dersu'lu gün:))


uzun zamandır oglumla basbasa kalmıyorduk, bugün Dersu ile yalnızız evde, daha dogrusu dün aksamdan itibaren...Zeynep hanım anneannede kaldı, canım annem anne&ogul program icin bize fırsat tanıdı... Yorucu bir programın ardından simdi evdeyiz, Dersu cizgi film & lego arası verince
ben de uzunca aradan sonra bilgisayarda zaman gecirme arası verdim:)) iki cocuklu bir anne olunca ve özellikle Zeynep Hanım biraz fazla hareketli olunca, cok fazla kendine zaman ayırma sansı kalmıyor..ee bir de normal ihtiyacımızdan daha büyük bir ev, bahce, sehir dısı bir hayat ve bunları da herhangi bir yardımcı bayanı eve almama inadı eklenince ister istemez günler hep bir kosturmacayla geciyor...ama yine kendime söz verdim, artık daha düzenli yazacagım...cünkü günleri, haftaları yakalayabilmek cok zor, sanki sürekli FW tusuna basmıs gibi hızlı ayarda geciyor zaman..en azından buradaki yazılar sayesinde biraz daha es verme sansı doguyor..aslında Dersu ile gecen bu güzel gün biraz da gecmise dönme gibi geldi bana bugün, yazılar icin de bir baslangıc...
hosgeldik...:)